Projeler

1. Prof. Dr. Mustafa Özer, Edirne Sarayı Arkeolojik Kazı, Konservasyon ve Restorasyon Projesi, Proje No: BK012202(2016), (Proje Yürütücüsü)

2. Prof. Dr. Kadir PEKTAŞ, Beçin Örenyeri Girişindeki Sur Duvarının Kazısı Rölöve Restitüsyon ve Restorasyon Projesi, (Pamukkale Üniversitesi BAP, Proje No: 2016 KRM 010), Proje Yürütücüsü. Niğde’nin Tarih ve Kültür Karıncaları (Tübitak, Proje No: 117B393), İzleyici.

3. Dr. Öğr. Üyesi. Csilla Balogh, Macaristan’da Zamárdi-Rétiföldek adlı arkeolojik alanda Avar Dönemi’ne ait (M.S. 6–9. yy.) mezarlık kazısı çalışmaları (2015– halen devam ediyor), (Zamárdi Şehri Belediyesi tarafından finanse ediliyor, 6500 Euro/yıl)

4.  Dr. Öğr. Üyesi. Csilla Balogh, Eski Türk halklarının (Göktürkler, Avrupa Hunları ve Avarlar) DNA araştırmaları — Szeged Üniversitesi Antropoloji Bölümü (Macaristan), Stockholm Üniversitesi Arkeoloji Bölümü ve Genetik Enstitüsü (İsveç) ve İMÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü ortak araştırma projesi (2018 – devam ediyor) (Stockholm Üniversitesi tarafından finanse ediliyor, 130000 Euro)

MACARİSTAN’DA ZAMÁRDİ-RÉTİFÖLDEK ADLI ARKEOLOJİK ALANDA AVAR DÖNEMİ’NE AİT (M.S. 6–9. yy.) MEZARLIK KAZISI ÇALIŞMALARI
Avarlar, yaklaşık üç yüz yıl boyunca (568–569. yy.) Erken Ortaçağ Avrupa tarihinde çok önemli politik rol oynayan bir Türk halkıdır. 552’de I. Türk Kağanlığı’nın kurulmasıyla batıya doğru kaçmak zorunda kalarak, Doğu Avrupa bozkırlarında yaşayan çeşitli halkları, kavimleri beraberinde sürükleyen ve kendilerini Bizanslılara Avar diye tanıtan bu halk, Karpat Havzası’nı politik bir yapı içerisinde birleştirmeyi başarabilmişti. O döneme ait çok sayıdaki yazılı kaynağa, 3.500 civarındaki arkeolojik alana ve şimdiye kadar kazılmış yaklaşık 60.000–70.000 mezara dayanarak arkeolojik miraslarının oldukça iyi araştırıldığını söyleyebiliriz.
Avrupa’da, Avar Kağanlığı dönemine ait bugün bilinen en büyük ve en zengin mezarlık Macaristan’da, Tuna’nın batısında bulunan Balaton Gölü’nün güney kıyısında, Zamárdi-Rétiföldek’de bulunmaktadır. Buradaki arkeolojik kazı, restorasyon ve konservasyon çalışmaları 2015 yılından itibaren  Pázmány Péter Katolik Üniversitesi Arkeoloji Bölümü işbirliğiyle İ. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nden, arkeolog Yrd. Doç. Dr. Csilla Balogh başkanlığında yürütülmektedir. Mezarlık alanında 2015–2020 yılları arasında yapılacak arkeolojik kazılar Zamárdi Belediyesi’nin sınırlı finansal desteğiyle yürütülmektedir.
Mezarlıktaki arkeolojik kazı aynı zamanda eğitim amaçlı olduğundan ve Bozkır Arkeolojisi Kazı Yöntem Bilgisi alanında uzmanlaşma imkanı sağladığından, 2015 yılında Macaristan, Polonya, Rusya, Udmurtya, Tataristan’daki çeşitli üniversitelerin arkeoloji bölümü öğrencileri de kazıya iştirak etmiş ve anlaşmalı olan üniversitelerde bu iştiraklerini ders olarak saydırabilmiştir. 2016’dan itibaren Türkiye’den de öğrenci katılımı sağlanacaktır. Daha önceki, 1972-1998 yılları arasında yapılmış kazılarda 2368 mezar gün ışığına çıkarılmıştır. Doğu-Batı yönünde yaklaşık 400 metre uzunluğundaki bu mezarlıkta, bir bu kadar daha gün ışığına çıkarılmayı bekleyen mezar bulunmaktadır.
 Şimdiye kadar yapılan kazılarda elde edilen buluntular, mezarlığı kullanan topluluğun maddi kültürünün çok yönlülüğüne ve kısmen de etnik kökenlerine işaret etmektedir. Nitekim bu buluntular, bu topluluğun Orta Asya bozkır kültürü öğeleri yanında, Geç Antik Dönem, Bizans ve German öğeler de barındıran bir kültüre sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Buluntuların çok farklı kültürel kökenlere işaret etmesi, çok yönlü ticari ilişkilere ve farklı yönlerden gelen kültürel etkilere işaret etmektedir.
 6. yüzyıl sonundan 8. yüzyıl sonuna kadar sürekli kullanımda olduğu anlaşılan Zamárdi’deki bu mezarlığın, Avar ileri gelenlerininin bir mezarlığı olduğu anlaşılıyor. Arkeolojik buluntuların zenginliği de bunu göstermektedir. Zamárdi’deki bu arkeolojik kazı bu yönüyle sadece Avar Türklerinin Orta Avrupa’da 6-9. yüzyıllar arasında meydana getirdikleri yüksek kültürün daha iyi anlaşılması ve tanıtılması açısından değil, erken Avrupa’daki Türk tarihi açısından da büyük önem taşıyor.

Arkeolojik Buluntulara ve Disiplinlerarası İncelemelere Göre Maros Vadisi’nde (Macaristan) Avar Dönemi’nin İlk Yarısında İnsan ve Çevre İlişkisi

Araştırma, Macaristan’daki Maros Nehri kıyılarındaki Erken Avar Dönemi (...-... yy.) arkeolojik alanlarının çok yönlü incelenmesi yardımıyla burada yaşamış olan toplulukların çevreyle olan ilişkilerini, yaşam biçimlerine ilişkin verilerin tespitini ve yaşadıkları doğal çevrenin (flora, fauna, nehir yatakları, coğrafi özellikler, iklim vs.) rekonstrüksiyonu amaçlamaktadır. Arkeolojik buluntulardan elde edilen verilerin jeoarkeoloji (geoarchaelogy) ve çevre arkeolojisi (landscape archaeology) araştırmalarıyla desteklendiği bu proje, jeologlar, antropologlar ve zoologlar ile işbirliği içinde yürütülmektedir. 2013’te başlayan ve 2017’ye kadar sürmesi planlanan bu disiplinlerarası projenin arkeolojik araştırma ve incelemeleri, İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırma Enstitüsü’nden arkeolog Yrd. Doç. Dr. Csilla Balogh tarafından yürütülmektedir. Halen devam etmekte olan proje, Macaristan Milli Araştırma, Geliştirme ve İnovasyon Dairesi (Nemzeti Kutatási, Fejlesztési és Innovációs Hivatal) tarafından finanse edilmektedir (Proje No: OTKA K-09510).

Erken Avar Dönemi’nde (...-... yy.) yerleşim birimleri meydana getirildiğine işaret eden verilerimiz henüz bulunmadığından, bu dönem topluluklarının yaşam biçimlerinin ana hatlarını ancak elimizdeki mezar buluntularına (557 adet Erken Avar Dönemi mezarına) dayanarak belirleyebiliyoruz.

Bu mezarlardan en önemlileri, Yrd. Doç. Dr. Csilla Balogh tarafından 2010’da kazılan ve Makó-Mikócsa-halom arkeoloji alanındaki mezarlığa ait 251 adet mezardır. Burada ana kaynaklarımız hayvan kemikleri, bunların defin adetlerindeki rolleri ile kemik ve boynuzdan hazırlanmış nesnelerdir.Bunlar yanında, mezarlarda bulunan silahlar da incelenen toplulukların askeri yapılarına ve faaliyetlerine ilişkin göreceli tespitler yapmamıza imkan sağlıyor.

Arkeoloji ve jeoloji işbirliğiyle yaptığımız çevre rekonstrüksiyonu, yaşam biçimi ve doğal çevre arasındaki ilişkiyi genel hatlarıyla belirleme imkanı veriyor. Araştırmalarımızda Avar-Gepid ilişkilerini, Gepidlerin Avar Dönemi’nde hâlâ yaşayıp yaşamadıklarını, ticari ve etnokültürel ilişkileri de inceliyoruz. Projenin amaçlarından biri de, incelenen mezarlık alanlarındaki mezarların yatay stratigrafilerinin ve salt kronolojilerinin tespitiyle, karanlıkta kalmış kimi kronolojik problemlerin çözümüne katkı sağlamaktır.

Araştırmanın temel amaçlarından biri, Maroş Vadisi’nde yaşamış Erken Avar Dönemi topluluklarının yaşam biçimlerinin ve doğal çevreleyle olan ilişkilerinin incelenerek aynı doğal çevrede yaşamış, yerleşik hayat sürdüren Gepidlerle karşılaştırılmasıdır. Doğal çevrenin incelenmesiyle, özellikle arkeolojik materyalin çok yönlü incelenmesiyle, Erken Avar Dönemi’ne ait mezarlıkların kullanımdan düşmesine, bu toplulukların yaşam biçimlerindeki değişikliklerin sebep olup olmadığı sorusuna cevap arıyoruz.

Eğer bu soruya yanıt evet ise, bu değişikliklere sebep olan şey neydi ve bu değişiklikler ne zaman cereyan ettiler? Acaba Erken Avar Dönemi’ne ait mezarlıkların kullanımdan düşmesi, bunları kullanan toplulukların o bölgelerden taşınmasına ve aynı bölgelerde yeni mezarlıklar oluşturulması yeni yerleşimcilere mi işaret ediyor, yoksa bir kültürel değişim sürecinden, yaşam biçimi değişikliğinden ve bu dönemde oluşturulan mezarlıklardaki yeni adetlerin bu değişikliklere işaret ettiğinden mi söz etmek gerekiyor? Eğer buna cevabımız evetse, bu durumda bu süreçlerin arkasında yatan sebepler nelerdir ve meydana gelen bu değişiklikler ve bunların derecesi arkeolojik materyale hangi şekilde yansımıştır?

Projeye konu olan bu araştırmanın önemi, Erken Avar Dönemi buluntularını tamamen yeni ve farklı bir bakış açısıyla ele almasından kaynaklanıyor. Nitekim bu döneme ait araştırmalar şimdiye kadar sadece buluntuların ve defin adetlerinin sistematize edilmesi, tiplendirilmesi, tarihi, kültürel ve etnik arka planlarının belirlenmesinden ibaret idi. Farklı yaşam bimimlerine sahip Avar Dönemi topluluklarının, yaşadıkları doğal çevreyle olan ilişkileri bugüne kadar hiç incelenmemiştir. Proje, bu bakımdan Avar Dönemi ve Avar kültürü araştırmalarında bir ilk olma niteliği taşımaktadır.

Arkeolojik araştırmalar yanında, antropolojik, arheozoolojik, jeoarkeolojik, kemik kimyasalı ve çevre arkeolojisi araştırmaları gibi doğal bilimler alanına giren incelemeler de yeni bakış açıları ve yeni araştırma imkanları sunmaktadır. Alınacak sonuçlar, zaman ve mekan bakımından bu yönde yapılacak müteakip araştırmalara zemin hazırlayacaktır.